Son Dakika Haberler

İsotçu musun? Tirşikçi misin?

İsotçu musun? Tirşikçi misin?
Okunma : Yorum Yap

Şanlıurfa’da kentli ve köylü olgusu gün geçtikçe derinleşiyor. Birecik Ticaret Odası seçimlerinde önemli ölçüde belirginleşen bu olgu Belediye seçimlerine de yansıyacak gibi.

Şehirli “İsotçu” yani ısı otu biber yiyenler olarak adlandırılırken, kırsaldan kente göçenlere ise “Tırşikçi” yani patlıcan, domates karışımı yemek yiyen olarak vasıflandırılıyor. Bu sıfatı da yakıştıranlar köylü kesim. Yıllardır Urfa’da halk arasında dillendirilen bu sıfatlar yerli Urfalı kabul etmesede her geçen gün  yaygınlaşıyor.

Bazı köylerin Baraj suyu altında kalması, sulamanın yaygınlaştırılması, desteklemenin arttırılması ile köylü kesin hızla zenginleşti. Köyden kente gelenler, çok lüks ev, araba alırken, bazıları ise 2. ve 3. hanım ile evlendi. Başta ticaret olmak üzere, sanayi de sanatta söz sahibi oldu. Kentin nüfusu 20 yılda 100 binden 1 milyon 800 bine dayandı. Urfa’nın yerlisi bir anda azınlıkta kaldı.

Kenti yüzyıllardır yöneten şehirli aileler ise kendi kabuğunu kıramadı. Değişime ayak uyduramadı, kendi kurallarını değiştirmedi. Babadan kalma sistemi devam ettirmek için uğraştı olmayınca ya Urfa’yı terk etti, Ankara, İstanbul, İzmir ve Bursa gibi illere göçtü. Urfa’da kalanlar ise kente gelenlere model olamadı. Kabuğuna çekildi.

ENSAR VE MUHACİR YERİNE İSOTÇU VE TIRŞİKÇİ

Şanlıurfa sosyolojik olarak ayrılmanın eşiğine geldi. İslami sıfatları ve oluş sırrını kulak arkası eden bu kentin insanları, “Ensar” ve “Muhacir” hitabı yerine İsotçu ve Tırşikçi sıfatı gibi çirkin yakıştırmada bulunuyor. Ensar ve Muhacir’in  “Veren El” modeli olarak güçlenmesi yerine “Yemekten başka bir şey düşünmeyen”  yakıştırma tarzı günlük hayatı da etkiler oldu.

Köylü kesim köydeki düzenini kente taşımak isterken, Şehirli eğitmek yerine yeni gelenleri aşağılamayı tercih etti. İyilikle anlatmak yerine burnundan kıl aldırmayanlar, şehir kültürünü de şehir merkezine gelenlere aşılayamadı. Ticaretin, sanatın, sanayinin ve kültürün kendi ekseninde olduğunu düşünenler sürekli kan kaybetti. Hal böyle olunca şehir merkezine gelen köylü balkonda koyun, keçi ve hayvan beslemeye, apartman girişinde ekmek yapmaya, sokak ortasında düğün yapmaya başladı. Kentli kendini ifade edemedi, köylü ise kentlinin yaşamına alışamadı kentli gibi yaşayamadı.

BELEDİYE SEÇİMLERİNDE Kİ HATADA KAYBEDEN URFA OLUR!

Kim ne derse desin, bu sorunlar grupları ikiye ayırdı. Birecik Ticaret Odası seçimlerinde daha önce rakip olan Pınarbaşı, Bilgin, Mirkelam ve Yüksel aileleri Açar ve birlikte hareket eden ailelere karşı birleşti. Buna rağmen seçimi kaybetti ve kırsal kesimin adayı Müslüm Açar Ticaret Odası Başkanı oldu.

İsotçular eski stratejilerini belediye başkanlığı için devam ettiriyor. Kendisinden olmayanı öteleyen, “Çoğulcu ses” yerine “Az olsun benim olsun” mantığıyla hareket eden bu İsotçular, Belediye seçimlerinde de hata yapabilir. Birecik Ticaret Odasında olduğu gibi Belediye Başkanlığını da kaybedebilir. Bugünlerde sıra gecelerinde oturup strateji belirleyen İsotçular, farklı alternatifleri Ak Parti için seçimlere hazırlıyor. Buna karşı tırşikçilerde kendi adaylarını belirlemek için kolları sıvadı. Bu durum birlikte hareket etmek yerine bu kentin insanlarını Urfalı ve Şanlıurfa olarakta ayırıyor. Şanlıurfalılar kırsaldan ve çevre illerden sonradan bu kente gelmiş insanlar. Urfalılar ise yerlisi.

Cumhuriyetten günümüze kadar bakıldığında Urfa Belediye başkanları hep Urfa’nın yerli ailelerinden gelmiş. Şanlıurfalılar ise diş bileyerek alttan ve derinden yönetime gelmeye çalışıyor. Başta sendikalar olmak üzere, bir çok Sivil Toplum Kuruluşlarını ele geçiren köylü Urfalılar, bunu devam ettirmek için var gücüyle çalışıyor.

Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası ve Ticaret Borsası seçimlerinde Gülen Cemaatinin desteği ile alan Urfalılar, bugünden sonra yeni stratejiler geliştirerek herkese söz hakkını hakkıyla vermesi gerekiyor. Yoksa toplumdaki bu yaralar hızla derinleşecek gibi görünüyor.